Elinin hamuruyla

İki kadının susup oturması gerçekten de dünyanın en kısa fıkrası olsaydı keşke. Kadınlar hemcinsleriyle birlikte girdikleri sınavlarda daha yüksek bir performans sergiliyorlarmış. Yıllardır nasıl bir zihinsel saldırıya uğramışlarsa inanmışlar! Daha az zeki, daha az becerikli, daha az insan olduklarına.. Sadece iki olsa ve bu bir fıkra olsa. Milyarlarca kadın yıllardan beri susuyor.

Kadın-erkek eşitliği denildiğinde tüylerim diken diken oluyor. Fırsat eşitliği yasalarla güvence altına alınsa bile toplumdaki yansıması asırlar alacak. O zamana kadar kalıtımsal bir iz bırakmazsa tabi

Başarısız kadınların arkasında cinsiyetçi bir zihniyet var. Milyarlarca erkek cinsiyetçi bunu bir fıkra zannediyor. En uzun fıkra da dünya tarihi olsa gerek, gururla ifade ediyorum: bu boktan dünyayı cinsiyetçiler yönetiyor! Fıkra sevenlere selam olsun

 Şimdi şu bahçeden bakıp, yani evin önündeki yerden, fabrika yollarına düşmek ya da ofiste bir iki şey tıkıştırıp bitmek bilmez bilgisayar muhabbetine girişmek gelmiyor tabi içimden.

 Bir hanım olsa, sevdiklerim ve daha da seveceğim hikayelerim, insanlarım olsa, bir ateşin başında hep beraber şarkı söylesek, ve sadece gerekli gördüğümüz için çıksak yola. Fatih ekspresinin pendik diye bağıran kondüktörü, Kamilkoç’un rahat tvlisinin ilaç kokusuna karışmadan, şehri başka yeri hiç olmayan artık benim olsa, bir evim olsa

pisikletin rüyası

Bir rüyalar görmüşüm, 1995’ten beri pixarla ortak çalışıyoruz, gece mesaisi niyetine. Bisiklete binmişim, üç senedir doğru düzgün binemiyorum, ağır hantal ilk göz ağrılarından, yerine incecik son modeller geliyor sonra, hafifliğine alışamıyorum. Hidrolik direksiyon gibi, hakimiyeti sağlayamıyorum, nerdeyse altımda esniyor bisiklet. Sonra hacettepeye gitmişim, üye olmuşum, öyle sportif aktiviteler işte.

Bisiklet rüyalarıma giriyorsa durum acil! Bisiklet almam lazım, önce bir binicem, bakalım dengemi sağlayabiliyor muyum? En son macera akademisinin red bull bostancı adalar yarışmasının ön hazırlık sırasında rotayı kontrol etmek için binmiştik. O önden amortisörlü civcivi bir türlü zapt edemedim, sele ile yolu hissedemeyince olduğum yerde düştüm bir kez, iki kez de dikenli çalılıklara ağa yakalan sinekler gibi yapıştım kaldım, bir iki kez de ağırlığımın tümünü verdiğim halde toprak yokuştan yukarı çıkamadım, yetmedi aşağı indim. Arka amortisör candır. Ön amortisör kadar çekmedim hiçbir bisiklet donanımından. Eskiden pedal yanında ne varsa ondan yakınırdım, çizerdi ayak bileklerimi, ani fren ile yaptıklarıma hiç değinmeyeyim. İlk kırmızı bisikletim tam 12 sene paşalar gibi kesti ayağımı yerden, en son hurdacıya verilirken gördüm, it sıpasına teslim etmeseydim bisikletimi daha çok yol görürdük birlikte, neyse mal değil hatırası önemli, her zaman yanımda tabiki dedem, daha çok uçucaz rüyalarda hadi bakalım.

Elinin hamuruyla

İki kadının susup oturması gerçekten de dünyanın en kısa fıkrası olsaydı keşke. Kadınlar hemcinsleriyle birlikte girdikleri sınavlarda daha yüksek bir performans sergiliyorlarmış. Yıllardır nasıl bir zihinsel saldırıya uğramışlarsa inanmışlar! Daha az zeki, daha az becerikli, daha az insan olduklarına.. Sadece iki olsa ve bu bir fıkra olsa. Milyarlarca kadın yıllardan beri susuyor.

Kadın-erkek eşitliği denildiğinde tüylerim diken diken oluyor. Fırsat eşitliği yasalarla güvence altına alınsa bile toplumdaki yansıması asırlar alacak. O zamana kadar kalıtımsal bir iz bırakmazsa tabi

Başarısız kadınların arkasında cinsiyetçi bir zihniyet var. Milyarlarca erkek cinsiyetçi bunu bir fıkra zannediyor. En uzun fıkra da dünya tarihi olsa gerek, gururla ifade ediyorum: bu boktan dünyayı cinsiyetçiler yönetiyor! Fıkra sevenlere selam olsun

 Şimdi şu bahçeden bakıp, yani evin önündeki yerden, fabrika yollarına düşmek ya da ofiste bir iki şey tıkıştırıp bitmek bilmez bilgisayar muhabbetine girişmek gelmiyor tabi içimden.

 Bir hanım olsa, sevdiklerim ve daha da seveceğim hikayelerim, insanlarım olsa, bir ateşin başında hep beraber şarkı söylesek, ve sadece gerekli gördüğümüz için çıksak yola. Fatih ekspresinin pendik diye bağıran kondüktörü, Kamilkoç’un rahat tvlisinin ilaç kokusuna karışmadan, şehri başka yeri hiç olmayan artık benim olsa, bir evim olsa

pisikletin rüyası

Bir rüyalar görmüşüm, 1995’ten beri pixarla ortak çalışıyoruz, gece mesaisi niyetine. Bisiklete binmişim, üç senedir doğru düzgün binemiyorum, ağır hantal ilk göz ağrılarından, yerine incecik son modeller geliyor sonra, hafifliğine alışamıyorum. Hidrolik direksiyon gibi, hakimiyeti sağlayamıyorum, nerdeyse altımda esniyor bisiklet. Sonra hacettepeye gitmişim, üye olmuşum, öyle sportif aktiviteler işte.

Bisiklet rüyalarıma giriyorsa durum acil! Bisiklet almam lazım, önce bir binicem, bakalım dengemi sağlayabiliyor muyum? En son macera akademisinin red bull bostancı adalar yarışmasının ön hazırlık sırasında rotayı kontrol etmek için binmiştik. O önden amortisörlü civcivi bir türlü zapt edemedim, sele ile yolu hissedemeyince olduğum yerde düştüm bir kez, iki kez de dikenli çalılıklara ağa yakalan sinekler gibi yapıştım kaldım, bir iki kez de ağırlığımın tümünü verdiğim halde toprak yokuştan yukarı çıkamadım, yetmedi aşağı indim. Arka amortisör candır. Ön amortisör kadar çekmedim hiçbir bisiklet donanımından. Eskiden pedal yanında ne varsa ondan yakınırdım, çizerdi ayak bileklerimi, ani fren ile yaptıklarıma hiç değinmeyeyim. İlk kırmızı bisikletim tam 12 sene paşalar gibi kesti ayağımı yerden, en son hurdacıya verilirken gördüm, it sıpasına teslim etmeseydim bisikletimi daha çok yol görürdük birlikte, neyse mal değil hatırası önemli, her zaman yanımda tabiki dedem, daha çok uçucaz rüyalarda hadi bakalım.

Elinin hamuruyla
pisikletin rüyası

About:

Following: